11 Mayıs 2018 Cuma

YÜZDE 99’U MÜSLÜMAN BİR TOPLUMDA


YÜZDE 99’U MÜSLÜMAN  BİR TOPLUMDA

Orkun Elmacıgil


beni anlardın, bir aşk yasasına ihtiyaç duymazdık,
tekrarlara, toplumu parçalayıp yeniden kurmaya,
hatırlamaya ihtiyaç duymazdık, hatta ramazanda mahyalara,
zenginleşirdik ama kalbimiz de sanayileşecek değildi ya
yüzde 99’u müslüman bir toplumda

tertemiz kalırdı aklımız, apartmanlar kusmazdı insanları,
avluya bakardık, bir kız çocuğu büyürdü, büyürdü salıncakla,
kurum bağlamazdı neşemiz,
çünkü tebessüme amadeydik, emre amade,
asılacaksa suratımız derdimizin üstüne
dürüstçe asılırdı
yüzde 99’u müslüman bir toplumda

ellerimizden başlardık dağılmaya,
dünya kusurludur, kurtuluşu da kusurlu olacak.,
yüzde 99’u müslüman bir toplumda
mezarlarını içeriden öpermiş ölülerimiz,
bir ağacı büyürlermiş ve meyveyi düşerlermiş toprağa
meyvelerde avuçlarımız, iyilik avuçlarımızda

kol kırığının ilk gecesi, yalnızca ağrının, imzasız bir alçının
anlatacağı bir şey vardı elbet yüzde 99’u müslüman bir toplumda,
parmağımıza konardı yıldızlar, sırtımızda bir ağacın telaşsız gövdesi,
ağaçların ve yıldızların ismini bilir, günü beşe bölerdik,
hayata banılırdı kafamız,o öfkeli çocuklar ayrılıkçı inerken otobüsten,
seni kazanırdım, doğrusu senle kazanırdım
yüzde 99’u müslüman bir toplumda

şimdi uzaktan henüz yaşamadığın talihine gülüyorsun,
çıkmadığın gazaya, kurmadığın mahkemeye,
sorulmuyor sanırım bazı hesaplar,
ve hiç sorulmayıp tarih olacaklar.

-biliyor musun  böylekaygıların yeri olmazdı
yüzde 99’u müslüman bir toplumda-

( İtibar 2014 )

4 Mayıs 2018 Cuma

Kanunlara Karşı Kaygılı Olmalıyız


KANUNLARA KARŞI KAYGILI OLMALIYIZ

Orkun Elmacıgil

sözüm meclisten içeri, sözüm direkt meclise,
sermaye arttıkça batıyor kalbimin ortasına dünya,
siliniyor dışarıdan halkın yüzleri,
siliniyor avucumdan sana topladığım renkler

birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde
asfalta sinmiş çocuk neşelerini toplarken belediye  - baktım şehre:
birbirlerine ve o yalancı pazar gününe benziyor insanlar içkili mahfillerde,
olsun, ben yine de kini tutup, onu şehrin dışına koydum,
birkaç devrim koydum içine, bolca eşitlik, çok ahlak koydum,
kanunlara karşı kaygılı olmalıyız yazdım duvarlara,
duvarlar ıslaktılar ama durmadan susuyorlardı.

bak sana ne anlatayım:
arkadaşlarımla biz çok kocaman yalnızız
takım elbiselilerin kalabalıklaştırdığı dünyada,
amellerin şirketlere bağlanırken, faiz için zorlanırken fıkıh,
üst rafta ilmihaller, masa üstünde kredi için gerekli evraklar,
tam o anda; arkadaşlarımla biz çok kocaman yalnızız
iğne atsan ortamıza, yere düşer,
biz yalnızca bakarız

tamam tamam anlıyorum toparlamalıyız, mesela
oylar bölünmesin ve kalbimizi lime lime edelim,
bu dünyaya yakışalım, sandıklara, demokrasiye,
yükseldikçe sevmenin o kalbi kucaklayan, kavrayan
aydınlatan, çok aydınlatan anlamını atalım cebimizden

ya bitirirken sana tüm samimiyetimle bişiy söyleyeyim mi,
şehre her an sinebilecek bir ramazan hali, ilk teravih, son oturuş,
koşarak yetiştiğin namaz, ağır ağır okuduğun hadis, hadisten başını kaldırdığın an
kollarından tüm vücuduna yayılan işleri yoluna koyma isteği,
yani hala kazanabiliriz değil mi ?


( İtibar, 2013 )