7 Haziran 2021 Pazartesi

Sous Les Paves La Plage

 Sous Les Paves La Plage


Orkun Elmacıgil

zorla bana kendini, kurtar ve zorla
sök ağrılardan tek tek, fırlat ormana benzeyen bişiye
biraz konforlu ,modern, azıcık aşina olduğumuz
sineksiz ve internetli bişiye

 

çünkü çatışacaklar, ne varsa ellerinde.
bir sekmeden diğerine, bir tweet cenk edecek dünya düzeniyle,
her yerde çatışacaklar bir kaç da kitap okudular,
madun ve lümpen oldular gurur duydular,
ellerinde hem çekiç hem çivi var sandılar,
dünyamıza kendilerini çakacaklar



kaçalım şimdi kendimizi unutarak,
daha iyi çarpışmak, şiir yazmak zorunda kalmamak için,
kaçalım seninle, önce elini tutayım balçık arazilerde,
ismini bilmediğim düzlüklerde sen sular getir bana,
sular insanlara


sekiz şişe bira içecekler bir kaç saat içinde
bazıları aşık olacak zaten aşık olduğunu unutarak
öykü, sonra biraz dark ve nietzsche,
babalarından bahsedecekler babaları öldüyse,
biraz müsaade isteyip günahlar kusacaklar,
çatışacaklar, kadehler kalkacak kalkmaması gereken şeylere,
kutlanması gereken her şeyi çabucak unutacaklar


şimdi bu keşmekeşin zihnimde ahenksiz izleri,
yasaklanmamış arzuların sahte özgürlükçüleri,
sömürülen duygulardan sıyrılınca etleri,
gördükleri ilk gerçek ötekiden kaçacaklar


kuşkusuz, hak edilmemiş bir istek duyacaklar dünyayı değiştirmeye,
her şey birbirine bağlanarak onları haklı kılacak,
tüm arızalarından cehaletle arınacaklar,
sonra yeşiller partisinin fransa’da zaferi,
biraz daha çoşku, izmir marşı ve
yeterince solcuysalar çav bella
koskoca ülkeleri bir kaç makaleyle anlayacaklar,
ama biz kaçacağız di mi ?

kaçacağız herkesin kendine çöküp kabuklanmış
tütsülenmiş, ipeklere sarılıp, şahsi müzelere konmuş fikirlerinden
bence kaçacağız, işte bu sebeple bir valiz hazırladım,
onu bende ne fazlaysa atarak kurdum sana,
seni bekledim hafif, dolunaya benzeyen aya bakarak,
o, dolunay değildi


her şey yanıltır insanı , ben insanım, sen beni yanıltırsın,
kaldırımlar dibinde kendini göstermiş bir kumsal gibi
önce görünürsün, sonra asfalta ve hayata ve mesaiye karışırsın

(Şiirversus, 3 ) 

28 Ekim 2019 Pazartesi

Kendi


Sen

Orkun Elmacıgil

hücum ediyor havsala, bakir kıyılarına,
adı konulmamış yemişler, hiç işitmediğin sesler
şimdi bilinmenin kuşatması altında,
artık ne desen bir silsileye zincirleyecekler seni,
artık ne desen bir merasimin sıkıcı akışındasın,
muhtaçsın da bir yemin töreniyle son bulmaya.

sen anlat şimdi: bayramlarda unutulmayı nasıl da özledin,
büyük metinlerden kaçtın, sevinci ayıpladın,
öldürdün çoşkuyu girmeye korktuğumuz karanlık kuytularda,
hak ediyorsun konuşmayı,konuştukça yargılanmayı,
önümüze sunulmayı, çıplak ve savunmasız kalmayı,
o halinle dahi bizi tek bir bakışının vaat ettiği cevherle
utandırmayı.

keşke büyük cümleler kursan, uslu dursan, görece sakin lüzumunca konuşkan,
herkes gibi, saydam ve biraz da yapışkan zamana,
az biraz sarsılınca yere savrulmayan,
kal bizimle bu şemsiyenin altında, ıslanma bu söz yağmurunda,
ortak ol suçumuza.
niçin imzanı atmadın ve girmedin kayıtlara,
dışarıda titreyişin bizi eğlence anlarında dahi
bıraktı bir lahza kuşkulara.
kaçsaydın bari buradan, uzaklara, unutsaydık seni
ve en fazla bir ağıt olsaydın, bir devrim marşı, bir fotoğraf yahut soğuk bir resim,
anlamazdık ama severdik renklerin birbirine bunca yakışıksız öpüşmesini.

toprağı kendinden sıyıranlara yanıt olmayı seçtin,
tek bir yerde olmayı, ağacından bilet makinelerine değin
bir medeniyeti cevherinden kavramayı. devrim değilsin lakin;
sesin nasıl bu kadar yıkıcı?
artık kendini biriktiriyorsun kurulmuş tüm cümlelerin sonunda,
ölmeyi arzulayana avuntudan fazlasını sunuyorsun anlaşılmaz bir iştiyakla.


(İtibar'ın Son Sayısı, 2019)

17 Ağustos 2019 Cumartesi

Kendi

Kendi

Orkun Elmacıgil




neydi o sen anlamadan akıttı kanını,
sen anlatıldın – öyle sıradan uyurdun ki- yine de sen anlatıldın,
kurumadın tarih denilen o jurnalin içinde,
ne hesap verdin çevrende olan bitene,
ne de o büyük felsefeyle sorgulandın.

seni kim anladı bilmedik hiç,
yine de o kutlu kurtuluş gemisine alındın,
kıskandı seni kardeşin olmayanlar,
kardeşlerin de seni kıskananların safındaydı

neyi umdun bu manası buruşmuş çağda,
annen ağladı da, sen kıyamet kopuyor sandın
tarih bitti, ulu nihayet, büyük kumpas amacına vardı
anımsadın ki her bitişin ardına bir başlangıç belli belirsiz bir ilmek gibi saklı
bağlanmış ve sınanmışsın,
o bağı bulduğun an onu koparmak cüretiyle anımsadın

sıradanlıkla suçlananlar, asıl sıradanlardan alacak intikamını
sen her akşam kahvelere inişimizin kanıtı olacaksın
öyle umursamazsın ki sanki sana mühürlenmiş yaşamanın hakikati
çünkü, haklısın: bir şiirin konususun, bir babanın hasreti, tarlaların yağmuru, üşüyenlerin güneşi

büyük sözlerin var hiç yazmadın,
yıllarca yapay bir gölete alelade baktın,
kederin âlelşumül, ama bir odanın hudutlarındasın,
büyüyorsun ama kimse görmüyor, içreksin tüm madunluğa
küçüksün de dolayısıyla

şimdi ölümü hatırlaman için, hayatı sunuyorlar sana
hangi ipi tutsan aklın diğer uçta,
dolansın o ışıksız ve uzak kırlarda;
sana bir kelime gerekecek, bir nihayet, ardında bırakılmış bir posa
açıkça anladığını saklamanı söyleyecekler,
anlamadıklarını da fütursuzca kus meydanlara

uyusun gençliğinin törpülenmiş heyecanı,
neyi hissediyorsun ki başka böyle kavi ağır,
sessizlik hanelerde, kaldırımların altında ihaleye sunulmamış bir dolu kahır,
haykırsan bulduğun sessizlik, sen susunca bağır çağır
bir davet belki: her şeyi keşfetmek istemeden, bulmaya hakikati.

(İtibar, Ağustos 2019)

23 Temmuz 2018 Pazartesi

amerika

en büyük tahribatı ve izi ilk temas bırakır.

ismet özel'in erbain kitabının girişine 9 yaşında yazdığı ilk şiiri "kış"'ı koyması gibi, 14 yaşında, adına şiir diyerek yayınlama cesaretini gösterdiğim ilk şiiri paylaşıyorum. amerika ortadoğu'nun her yerine sızıyordu ve dapdar bir müktesebatla bunun yolunda gitmeyen bir şeylerin habercisi olduğunu anlatmaya çalışmıştım; ırak'ta kerpiçten evlerin yıkıntısına bakarak:

" benim evim topraktı,
yolum da toprak,
ben toprağım amerika,
ellerim toprak"

11 Mayıs 2018 Cuma

YÜZDE 99’U MÜSLÜMAN BİR TOPLUMDA


YÜZDE 99’U MÜSLÜMAN  BİR TOPLUMDA

Orkun Elmacıgil


beni anlardın, bir aşk yasasına ihtiyaç duymazdık,
tekrarlara, toplumu parçalayıp yeniden kurmaya,
hatırlamaya ihtiyaç duymazdık, hatta ramazanda mahyalara,
zenginleşirdik ama kalbimiz de sanayileşecek değildi ya
yüzde 99’u müslüman bir toplumda

tertemiz kalırdı aklımız, apartmanlar kusmazdı insanları,
avluya bakardık, bir kız çocuğu büyürdü, büyürdü salıncakla,
kurum bağlamazdı neşemiz,
çünkü tebessüme amadeydik, emre amade,
asılacaksa suratımız derdimizin üstüne
dürüstçe asılırdı
yüzde 99’u müslüman bir toplumda

ellerimizden başlardık dağılmaya,
dünya kusurludur, kurtuluşu da kusurlu olacak.,
yüzde 99’u müslüman bir toplumda
mezarlarını içeriden öpermiş ölülerimiz,
bir ağacı büyürlermiş ve meyveyi düşerlermiş toprağa
meyvelerde avuçlarımız, iyilik avuçlarımızda

kol kırığının ilk gecesi, yalnızca ağrının, imzasız bir alçının
anlatacağı bir şey vardı elbet yüzde 99’u müslüman bir toplumda,
parmağımıza konardı yıldızlar, sırtımızda bir ağacın telaşsız gövdesi,
ağaçların ve yıldızların ismini bilir, günü beşe bölerdik,
hayata banılırdı kafamız,o öfkeli çocuklar ayrılıkçı inerken otobüsten,
seni kazanırdım, doğrusu senle kazanırdım
yüzde 99’u müslüman bir toplumda

şimdi uzaktan henüz yaşamadığın talihine gülüyorsun,
çıkmadığın gazaya, kurmadığın mahkemeye,
sorulmuyor sanırım bazı hesaplar,
ve hiç sorulmayıp tarih olacaklar.

-biliyor musun  böylekaygıların yeri olmazdı
yüzde 99’u müslüman bir toplumda-

( İtibar 2014 )

4 Mayıs 2018 Cuma

Kanunlara Karşı Kaygılı Olmalıyız


KANUNLARA KARŞI KAYGILI OLMALIYIZ

Orkun Elmacıgil

sözüm meclisten içeri, sözüm direkt meclise,
sermaye arttıkça batıyor kalbimin ortasına dünya,
siliniyor dışarıdan halkın yüzleri,
siliniyor avucumdan sana topladığım renkler

birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde
asfalta sinmiş çocuk neşelerini toplarken belediye  - baktım şehre:
birbirlerine ve o yalancı pazar gününe benziyor insanlar içkili mahfillerde,
olsun, ben yine de kini tutup, onu şehrin dışına koydum,
birkaç devrim koydum içine, bolca eşitlik, çok ahlak koydum,
kanunlara karşı kaygılı olmalıyız yazdım duvarlara,
duvarlar ıslaktılar ama durmadan susuyorlardı.

bak sana ne anlatayım:
arkadaşlarımla biz çok kocaman yalnızız
takım elbiselilerin kalabalıklaştırdığı dünyada,
amellerin şirketlere bağlanırken, faiz için zorlanırken fıkıh,
üst rafta ilmihaller, masa üstünde kredi için gerekli evraklar,
tam o anda; arkadaşlarımla biz çok kocaman yalnızız
iğne atsan ortamıza, yere düşer,
biz yalnızca bakarız

tamam tamam anlıyorum toparlamalıyız, mesela
oylar bölünmesin ve kalbimizi lime lime edelim,
bu dünyaya yakışalım, sandıklara, demokrasiye,
yükseldikçe sevmenin o kalbi kucaklayan, kavrayan
aydınlatan, çok aydınlatan anlamını atalım cebimizden

ya bitirirken sana tüm samimiyetimle bişiy söyleyeyim mi,
şehre her an sinebilecek bir ramazan hali, ilk teravih, son oturuş,
koşarak yetiştiğin namaz, ağır ağır okuduğun hadis, hadisten başını kaldırdığın an
kollarından tüm vücuduna yayılan işleri yoluna koyma isteği,
yani hala kazanabiliriz değil mi ?


( İtibar, 2013 )

23 Nisan 2018 Pazartesi

Türkiye'ye Giriş 101


Türkiye’ye Giriş 101

Orkun Elmacıgil




atatürk samsuna çıkar, biz üsküdara ineriz,
kargaşanın ortasına, doğusuna demokrasilerin,
bir düğünü basarlar ve soykırım başlar,
orta doğuya ineriz, bayraklar da yarıya,
şeker kıtlayıp kahvelerde, savaşları izleriz

türkiye’ye girilir gürültüyle derslerde,
çocuklar haritalarda, onu parmaklarıyla kavrar,
bir baba evine girer ve yorgunluk ardı sıra,
tam o anda televizyonda reis’i cumhur alkışlar.

türkiye’ye girerken ayakkabılar çıkarılır,
insanlara güvenilir ve son otobüs saatlerine,
sınırlarda cihad var , suriye’den kaçarlar,
varsın mültecilerin evi olsun kaldırımlar
varsın hep böyle üzgün, hep savaş, akılda yâr

kanunlarının önünde herkes eşittir türkiye,
kaparsın önümüzden şefkatle uçurumları,
tam düşerken yakalıyorsun cemreyi ellerinle
sonra denizlerin çakıltaşı gözleri şehitlerin

memlekete yaz gelir , bereket tarlalara
sakinleşen kalabalığın, komşulaşan düşmanlar
bir sis çöküyor boynundan omuzlarına türkiye,
sevdiğimi taşıyorsun ne de olsa, dikkat et.

( Aralık 2016, İtibar )