Dünya
Tarihi - I
Orkun
Elmacıgil
- Batı
mağaramdan büyük bir anlatıya çıktım,
kırdım ormanları, cadılardan masal, şeytandan kilise
devşirdim
coğrafyamın kıyısında uzun uzun senin çöküşünü bekledim
kandırmak için bütün cenahları, süslendim:
bir makinenin buhru ve bir kadının iç gıdıklayan kokusu
opera mesela, aşk hani isyankar bir kuştu
ve pahalı fahişelerin aşıklarını reddinden duyduğunuz kuşku
estetiğimi doğurdu.
hem eşyayı yoğurdum, hem de çarklar arasında ademoğlunu
madenlere çocukları doldurdum,
meclislere ise savunacakları, madene çocukların doluşunu
dondurdum zamanı ve erdemi aldım ulaşamayacağınız bir yere
koydum
erdem: iyi olanın kötü olmaktan duyduğu korku
erdem: kötü olanın iyi olana tutkusu
erdem: bir idamlığın cezasının batan bir gemide infaz oluşu
korku ve titreme:
İbrahim’den bana kalan
avucunda çocuğunun sıcaklığı değil
sol elindeki bıçağın soğuğu.
-Doğu
bıçağı unuttum uzunca bir süre
avucumda sıcağı duydum.
öptüm de o sıcağı başıma koydum,
odama astım, uzun uzun sakladım
unuttum.
doğdum, büyüdüm,
sonra da öleceğim söylendi soldan sağa akan yazılarda
ben dünyanın akışına avucumda sakladığım sıcaklıkla
bir yüktüm. bir yüktüm kurutuldum. vuruldum.
coğrafyamın kıyısında uzun uzun durmanı bekledim.
kurtuldum bana sardığın süslerimden:
çölde bir prensin altın kından kılıcını tükürdüm
kadınımın gözüne gözlerinin değişinden utandım
kendimi ustası olmadığım duvarlara vurdum.
senin beni vurduğun yerden doğmuştum.
ismi dahi edilmeyen iyilikten
nefes alıp verişimiz gibi tüm işlermize sinen erdem,
erdem: düşerken tutunduğun bir ihtiyar elin huşuğu.
erdem: sakladığın iyiliğin gizlendikçe çoğalan çoşkusu
erdem: bir harabenin defineye malik oluşu
( İtibar, 2017 )
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder