18 Nisan 2018 Çarşamba





Orkun Elmacıgil

en başında durduğum yere geri döndüğümde
bağdat pazarındaki sepette bir yumurta eksikti,
hava aynı, yazı aynı, ellerim  hep yüzüm aynı,
bir yumurta eksikti.

indiğim uçurum tutuna tutuna taşlarına,
diğer uçurumun dibinden  çıkmak içindi,
tek yumurta mı eksikti, bir de seni anlattım:
yağmura ve ruhunun rüzgarına, soluğa:
aşktır bütün yaşamın mülkiyeti.

başım döndü bu etten olma inattan,
aştım yasağın sınırlarını şimdi benden olsa olsa
kendine zulüm eden bir zorba.
kalbim şüpheci bir aklın inanmadığı yortusu,
dünya tarihi geldi, geldi ve seni gördüğüm anda durdu.

kalem aynı, hata aynı, bakışım hep gözlerim aynı
bir tek yumurta eksik, birkaç mısra fazla:

“kollarında kumlu bir zamanın sözleri
senin yanına uzanır hep güneşin gündüzleri
uzak ormanların düşleriyle kararmış
gözlerin davet ediyor göğe geceleri.

ışıkları söndür büyüt karanlıkta açan çiçeği,
çoğal bir orman gibi tüm sularım ısınsın
orada bir resimsin artık her kuyuya inen sen
bir oyun icat ettin talihini özleyen”

(İtibar, 2017 )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder